Dünya Çevre Günü

5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ

Birleşmiş Milletler Örgütü, çevre konusunda ilk önemli konferansı 1972 yılında Stockholm’de toplamıştır.

“İnsan Çevresi Konferansı” adı verilen bu konferansa aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 113 ülke katılmıştır.

Bu konferans Birleşmiş Milletler’in çevre alanındaki çalışmalarının temelini oluşturmuştur. Bu konferans sonunda uluslararası boyutta bir bildiri yayınlanmıştır. “Stockholm Bildirgesi” olarak bilinen bu bildiride, bütün insanlar ve hükümetler çevrenin korunması ve geliştirilmesi için ortak hareket etmeye çağrılmıştır.

Konferansın başlama tarihi olan 5 Haziran günü, her yıl “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanmaktadır.

Bu yıl, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü bugüne dek görülmedik koşullarda kutluyoruz. Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 virüsü nedeniyle herkesi evlerine hapseden küresel bir pandeminin tam ortasındayız.

Kuşkusuz küresel çapta insanlığı etkisi altına alan Corona virüsünün insanlara yaşattıklarından alınacak çok ders var. Bugüne dek kendisini dünyanın tek hâkimi olarak gören, doğayı, hayvanları ve bitkileri kendi istekleri doğrultusunda katleden Homo Sapiens; yani insanoğlu, artık dönüp yeryüzüne yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda. Birçok ülkede sokağa çıkma yasağı ve kısıtlama getirilirken, fabrikaların kapasitelerini azaltmaları ve kapatmaları ve trafiğin azalması, insanlığın doğa üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi…

Küresel ısınma iklim krizine dönüştü, hayvanlar katledildi, ağaçlar kesildi, kömürle çalışan hidroelektrik santrallerinin yapımına devam edildi, tarımsal SİT alanlarına fabrikalar kuruldu, vs.

Adeta doğa ile savaşa girdik. Onu beslemek, ona ayak uydurmak yerine doğayı var gücümüzle yıprattık, doğanın dengesini bozduk, kendimizden başka hiçbir şeye saygı göstermedik.

Bu pandemi günlerinde bile kendi atıklarımızla baş edemezken Avrupa’dan atık kâğıt, plastik ve çöp ithal ediyoruz.
Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan rapora göre, atık kâğıt ve plastik ithalatı son yıllarda 10 katına çıkmış durumda.

BM (Birleşmiş Milletler) Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformu, 800 sayfalık Birinci Küresel Değerlendirme Raporu’nun yazarları arasında yer alan Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kerem Saysel, içinde bulunduğumuz durumu şöyle özetliyor:
“Yeryüzünde insanın var olduğu zaman diliminde ilk defa bu kadar çok tür yok olma tehlikesi yaşıyor. Dünya, altıncı en büyük kitlesel yok oluş evresinde. Geçmiş yok oluşlardan farkı olarak bugünkü yok oluş insan marifetiyle meydana geliyor ve insanlık tarihinde tanık olmadığımız boyutlarda. Yok oluştan tüm dünya etkileniyor. Masum değiliz, dönüp dolaşıp kendi değerlerimizi, yaşayan pratiklerimizi sorgulamamız gerektiğini hatırlamamız gerekiyor. Mesaj çok net: Bu şekilde üretmeye, tüketmeye devam edemeyiz.”

Bu pandeminin bize eve kapandığımız birkaç aylık bu kadar kısa sürede gösterdikleri bile dikkate değer:
Turistik Venedik’in kanallarındaki suda uzun süreden sonra ilk defa balıklar görüldü. Hava kirliliğinin çok yoğun olarak yaşandığı Çin’de ve İtalya’da hava kalitesi arttı. İstanbul’da da hava kirliliğinin yüzde 30 azaldığı belirtildi.
Yıllarca temizlenmesi için uğraşılan Haliç’in sularında bile yunusların oynaştığını görüyoruz.

İngiltere’de bilim insanları tarafından yayımlanan “Doğa ve İklim Değişikliği” adlı bilim dergisinde yayımlanan bir araştırma, Covid-19 Sınırlamalarında Küresel Emisyonlar Yüzde 17 Azaldığını ortaya koydu. Yani evlere kapandığımız bu kadar kısa sürede bile doğa hızla kendini yenilemeye başladı, 2020 Nisan ayındaki günlük emisyonların, 2019’daki ortalamalar ile karşılaştırıldığında küresel ölçekte yüzde 17 düşüşle 17 milyon ton azalarak, 2006’da gözlemlenen seviyeye düştüğünü gösterdi.
Bunun nedeni, azalan arabalı seyahatler ile ulaşım kaynaklı emisyonlar, küresel ölçekte yaşanan düşüşün yaklaşık yarısını, yani yüzde 43’ünü oluştururken, sanayi ve enerji üretimi kaynaklı emisyonlar ise, küresel ölçekteki düşüşün yüzde 43’ünü oluşturdu.

Ancak araştırmacılar bu durumun uzun vadeli olmayacağını öngörüyor.

Bugüne dek tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de rant uğruna doğal alanlar yok edildi. Ormanlar ve meralar kaynak yaratmak amacıyla ortadan kaldırıldı. Kıyılarımız turizm uğruna yağmalandı. Kirlilik üretecek teknolojiler, daha termik ve nükleer santraller inşa edildi ya da edilmesi için imzalar atıldı. Sokağa çıkma yasakları ve pandemi tehlikesi ortadan kalktıktan sonra insanlık tüm bu yaşananlardan ders alacak mı, yoksa eskisi gibi doğayı katletmeye ve dolayısıyla da kendisiyle birlikte tüm canlıların sonunu getirecek kar odaklı eylemlerine devam edecek mi bilinmez. Ancak şurası kesin; “küreselleşme” adıyla tüm insanlığa dayatılan, dünyadaki çevre sorunlarını hızla artıran ve çeşitlendiren vahşi kapitalist sistem artık değişmek zorunda. Aksi takdirde el birliğiyle dünyanın sonunu getirmemiz kaçınılmaz olacak.

Sonuç olarak, 5 Haziran 2020’de karantinada geçirdiğimiz bu Çevre Günü’nü hiç unutmamalıyız.

#DünyaÇevreGünü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s